Nihat Genç / Akşam Gazetesi'ndeki bir köşe yazısı

Bosna Dayanışma Grubu'nun Srebrenica soykırımının onuncu yıldönümü nedeniyle düzenlediği bir hafta süren Bosna ziyaretine katıldım.

Sırp vahşeti olarak tarihe geçen ve ikiyüzbinin üstünde Boşnak Müslümanı'nın katledildiği yerleri gördüm. Savaş müzelerini, işkence delillerini, her biri, insanlık utancı katliam fotoğraflarını ve hala kurşun, top mermi izlerini taşıyan yapıları gördük.

Sırplar'ın elinde Yugoslav ordusunun silahları vardı ve Boşnaklar silahsızdı. Sadece silahsız değil, dik dağlarla çevrili küçük kasabaların ortasında savunmasız topa tutulup öldürüldüler.

Dik dağların ortasındaki minik kasabaların coğrafik yapısını gördüğünüzde, Müslümanların sığınacak, gizlenecek, kamufle olacak, ya da siper alacak bir tümsek ya da sırtlarını verecekleri bir cami duvarı bulamadan öldürüldüklerini görüyorsunuz. Bu talihsiz coğrafya yüzünden ortada keklik gibi avlandılar. Evet, bu büyük av partisini dünyanın egemen güçleri seyretti. II. Dünya Savaşı'ndan bugüne Avrupa topraklarındaki en büyük soykırım! Bu akılalmaz av partisine Sırplar hala zafer, kahramanlık, diyor.

Tarihin tartışacağı, belgelerin konuşacağı, siyasilerin karar vereceği bir şey yok ortada. Vahşet işte orada, ortada!

Bu vahşete insanlığın susması şu anlama geliyor. Bugün artık net bir şekilde biliyoruz ki, bu sessizliği Batılılar 'siyasi bir plan' olarak düzenledi. Yani, Sırplar'ın hedefi olan, Osmanlı mirasının çoluk çocuk cami köprü kazınması ve son Osmanlı çocuklarının yokedilmesi düşüncesi sadece Sırplar'ın savaş planı değildi.

Bugün, Srebrenica soykırımının onuncu yıldönümü için Kofi Annan, Wolfovitz ve İngiliz Dışişleri de oradaydı. Bir konuşma yaptılar. Konuşmaları içinde 'insanlık' gibi kelimeler vardı.

Ama gerçekte 'insanlık' gibi kelimeleri Batılılar artık bu soykırım törenlerinde kullanamıyor. Bu yüzden tören alanına koskoca Avrupa'nın binlerce hukuk, vicdan, işkence kurumlarından gelen olmadı. Şu bizim Diyarbakır'a koşanlar, ya da, başına 'insanlık' 'insanlar' 'insan örgütü' ibareleri taşıyan örgütlerden yoktu!..

Bizler, Srebrenica'da şimdi, yeni yeni toplu mezarlardan çıkarılan üç/beş yaşlarındaki kız çocuklarının, yani, sadece kafası, bacağı, bir parçası bulunmuş ceset parçalarının doldurulduğu tabutları toprağa verdik.

Geçtiğimiz on yıl içinde sınırlarımız etrafında, Bosna'dan Çeçenistan'a, Afganistan'a, Irak'a, Filistin'e şöyle genel bir fotoğraf çekin. Kaç milyon Müslüman öldürüldü? Neden dünya devleri coğrafyanın bu bölgesine odaklandı. Neden ölenlerin hepsi Müslüman!..

Batının, içinde nükleer bomba olmayan özgürlük cinsi yok mu? Batının içinde Sırp vahşeti Felluce bombaları olmayan demokrasi türü yok mu?

Yok! Çünkü, son on yılda Batı'nın hedeflediği aslında despot liderler, El Kaide, Taliban değil... İkiyüzbinin üstündeki Boşnak'ın ya da Felluce'deki çocukların bunlarla ne alakası var!..

Adını koyalım. Son on yılda sınırlarımız etrafında olup bitenlerin adı: Yavaş çekim bir üçüncü dünya savaşıdır. Bu savaş Müslümanları yok etmek savaşıdır!

Bu üçüncü dünya savaşının tarafları bellidir. Bush ve Blair'in yanında olanlar, onların yaptıklarına susanlar, seyredenler, etnik, bölücü, ideolojik örgütleri destekleyenler, ya da Felluce'den Afganistan'a 'İslam/terör' bahanesiyle saldıranlar!

Söz verdik, kısa keseceğiz. Ama ben Sırplar'ı sevdim. Çünkü Sırplar hala düşman. Hala katletmek için fırsat bekliyor. Yani, adam gibi niyetini söylüyor. Sırp denilen katliamcı, hedefinin, Osmanlı mirasını camiisinden bebeğine kadar kazımak olduğunu hiç saklamıyor...

Bu yüzden Sırplar'ı harbiliklerinden dolayı sevmek lazım. Bizi asıl uğraştıran fikrini Sırplar gibi söylemeyenler. Bazı aydınlar. Sırplar gibi açık, net, ortada ve aleni konuşmuyorlar. Bir o yana bir bu yana yalpa yapıyorlar. Kimin yanında konuştukları müphem. Biz bu aydınları kaypak, tutarsız diye suçluyoruz ama yanılıyoruz. Onlar bu üçüncü dünya savaşında yerlerini almış ve hangi plan içinde hangi örgütleri desteklediklerini iyi biliyorlar...

Bakın Cengiz Çandar bey, Diyarbakır'da, bir konuşmasında ne kadar berrak dillendiriyor düşüncelerini: 'Japonya'ya atom bombası atılmasaydı Japonya'ya demokrasi gelemezdi. Alman şehirleri bombalanmasaydı Almanlar Nazilikten vazgeçip demokrasi öğrenemezdi.. Felluce'ye bombalar düşmezse Araplar demokrat olamaz...'

Sırplar gibi Çandar beyi de kutlamak lazım. Çünkü, açık, net, ortada, aleni konuşuyor. Korkmamız gerekenler, düşünceleri arasına hala 'insanlık' 'özgürlük' insan örgütü, barış, gibi kelime ve kavramları geçirenler..
 

 

Akşam

 

Nihat Genç

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !